GÜZEL OLAN HERŞEY...
Yazar !
Hz. Aişe validemize bildirilen duâ
Resûl-i Ekrem efendimiz hazret-i Âişe’ye hitâben şöyle buyurmuştur:
“Bütün duâların mânâlarını içine toplayan cümleler ile duâ et, duâ ederken şöyle söyle:
‘Allahım! Hâlde ve gelecekte bildiğim ve bilmediğim bütün iyilikleri senden ister, bildiğim ve bilmediğim hâlde ve gelecekte bütün kötülüklerden sana sığınırım.
Allahım! Cenneti ve Cennete götürecek söz ve işleri senden ister, Cehennemden ve Cehenneme sürükleyecek söz ve hareketlerden sana sığınırım.
Allahım! Kulun ve Resûlün Muhammed sallâllahü aleyhi ve sellemin senden istediği hayır ve iyilikleri senden ister ve sana sığınıp ilticâ ettiği (kötülüklerden) her şeyden ben de sana sığınırım.
Allahım! Benim için takdir ettiğin herşeyin sonu hayır olmasını senden, senin merhametinden dilerim. Ey merhamet edenlerin en merhametlisi!”
* * *
Resûl-i Ekrem efendimiz hazret-i Fâtıma’ya şöyle buyurdu:
“ Duâ ederken şöyle söyle:
Ey hayy u kayyûm olan Allahım! Bütün işlerimi düzeltmeni, bir an bile beni kendi başıma bırakmamanı, rahmetine sığınarak senden isterim.”
* * *
Resûl-i Ekrem efendimiz Ebû Bekr’e şu duâyı öğretmiştir:
“Allahım! Peygamberin Muhammed aleyhisselam, dostun İbrahim aleyhisselam, sırdaşın Mûsâ aleyhisselam, Kelîme ve ruhundan olan Îsâ aleyhisselam hürmetine,
Mûsâ’ya inen Tevrat, Îsâ’ya inen İncil, Dâvûd’a inen Zebûr, Muhammed aleyhisselâma inen Kur’ân hürmetine, bütün peygamberlerine yaptığın vahiy hürmetine,
Mahlûkâtın üzerindeki kazâ ve takdîrin, senden isteyenlere verdiğin, fakir ettiğin zenginler, zengin ettiğin fakirler, hidâyete ulaştırdığın kimseler hürmetine; Mûsâ Aleyhisselâma bildirdiğin, kulların rızıklarını böldüğün yeryüzünün, hareketten sükûna erdirdiğin dağların, ayakta tuttuğun, arş-ı âzamı taşıttığın ism-i âzamın hürmetine;
Kur’ân-ı Kerîmde nâzil olan samed, ahad ve tâhir isimlerinin hürmetine; gündüzleri aydınlatıp geceleri karartan ismin hürmetine; azamet-i Kibriyân ve nûr-i vechin hürmetine,
Senin kuvvet ve kudretinle Kur’ân-ı Kerîmi okuyup anlamağı ve onu bütün vücûduma duyurmanı ve bütün hareketlerimi ona uydurmamı senden dilerim. Kuvvet ve kudret ancak sendendir. Yâ erhamerrahimîn.”
******
Bir gün Hz. Kabise, Resûl-i Ekrem’e: Yâ Resûlallah, yaşım ilerledi, birçok şeylerden kaldım, yapamaz âciz bir hâle düştüm, bana bir şeyler öğret ki, onlardan istifâde edeyim.
Bunun üzerine Resûl-i Ekrem Efendimiz: Dünyalığın için, akşam namazını müteakip üç kere: “Sübhânallahi ve bihamdihi sübhânallahilazîm, lâ havle velâ kuvvete illâ bi’llâhi’l-âliyyi’l-azîm” de ve buna devâm et. Çünkü buna devam eden birçok hastalıktan, elem ve kederden emin olur. Âhiretin için de şu duâyı oku:
“Allahümmehdinî min indike ve efıd aleyye min fadlıke venşur aleyye min rahmetike ve enzil aleyye min bereketike!” Allahım, bana kendi katından hidâyet ihsân eyle, kendi fazl u kereminden bana ihsân eyle, rahmetini bana akıt ve bereketlerinden bana inzâl eyle.”
Sonra Resûl-i Ekrem devâmla şöyle buyurmuştur: “Bu duâya kim devâm ederse, Kıyâmet gününde kendisine Cennetin dört kapısı açılır, istediği kapıdan içeri girer.”
*****
Resûl-i Ekrem Büreyde’ye şöyle demiştir:
“Yâ Büreyde! Allahü teâlâ’nın, hayır murad ettiği kimseye tâlim buyurduğu duâyı sana öğreteyim mi?” Büreyde: “Öğret yâ Resûlallah” deyince Resûl-i Ekrem şöyle buyudular:
“Allahümme, innî daîfün fekavinî rıdâke da’fî ve huz ilel hayri binasıyetî vecalil islâme müntehâ rıdâye. Allahümme innî daîfün fekavvinî ve iunni zelîlün feızzenî ve innî fakırün feeğninî ya erhamerrâhımîn”
“Allahım! Ben zayıf ve âciz bir kimseyim. Rızânı tahsil için sen beni kuvvetlendir, beni daimâ iyiliğe götür. Son emelimi İslâmiyet kıl.
Allahım! Ben âcizim, sen beni kuvvetlendir. Ben zelil bir kimseyim, sen beni izzetlendir. Ben fakirim, sen beni zenginleştir yâ erhamerrahimîn.”
Çarşamba, Eylül 3, 2008 | Kategori:DUA
| (0)
Yorum yaz!
Baglanti
PEYGAMBER EFENDİMİZİN BİLDİRDİĞİ DUALAR
Peygamber efendimiz, biz müslümanların nasıl duâ etmesi gerektiğini bildirmiştir. Bu duâlardan bazıları şunlardır:
Ya Rabbi, sana ve Resûlüne itaat etmemizi ve bildirdiklerinle amel etmemizi nasip eyle!
Ya Rabbi, faydasız ilimden, makbul olmıyan ibâdetten ve kabul edilmiyen duâdan, acizlikten, tembellikten, korkaklıktan, cimrilikten ve her çeşit hastalıktan, gece ve gündüz gelecek kötülüklerden, sıkıntılardan kötü arkadaştan ve kötü komşudan sana sığınırım!
Bildiğimiz-bilmediğimiz bütün iyilikleri ver, bildiğimiz-bilmediğimiz bütün kötülüklerden muhafaza et, her işimizin sonunu güzel eyle, dünya sıkıntılarından ve ahıret azabından bizi koru!
Bizi dostlarına dost, düşmanlarına düşman olanlardan ve sabreden ve şükredenlerden eyle!
İşinde sebat eden, nimetine şükreden, ibâdetini güzel yapan, doğru konuşanlardan eyle! Sıhhat, afiyet ve güzel ahlâk ver! Kaza ve kaderine rıza gösterenlerden eyle!
Kulağıma, gözüme sıhhat ver! Küfürden, fakirlik ve kabir azabından, zulmetmekten ve zulme uğramaktan sana sığınırım.
Kusurlarımızı ört, korkulardan emin kıl ve borçlarımızı ödememizi nasip eyle!
Ölünceye kadar ibâdet etmemizi, ömrümüzün hayırlı amellerle sona ermesini nasıp et ve Cennetini ihsan eyle!
Ya Rabbi, bize dünya ve ahırette güzellik ver ve Cehennem azabından bizi koru!
Kur’ân-ı kerîmi bitirdiği zaman Resûlullah şöyle duâ okurdu:
“Allahım! Kur’ân-ı kerîm hürmetine bana rahmet eyle, Kur’ânı bana îmân, nûr, hidâyet ve rahmet kıl, Allahım Kur’ân-ı kerîmden unuttuğum oldu ise bana hatırlat, anlamadığım olduğu ise bana anlat, gece ve gündüzde Kur’ân okumayı bana nasib et, Kur’ân-ı kerîmi lehimde hüccet kıl. Ey âlemlerin Rabbi.”
Çarşamba, Eylül 3, 2008 | Kategori:DUA
| (0)
Yorum yaz!
Baglanti
Abdest Duâları
1- Abdeste başlarken şu düâ okunur: Bismillâhil-azîm. Vel-hamdü lillâhi alâ dînil-İslâm. Ve alâ tevfîk-ıl-îmân. El-hamdü lillâhil-lezî ce’alelmâe tahûren ve ce’alel-islâme nûren. Sonra, eller bileklere kadar üç def’a yıkanır.
2- Sağ el ile ağıza üç kerre su verirken şu düâ okunur:
“Allahümmes-kınî min havdi nebiyyike ke’sen lâ ezmeu ba’dehü ebeden.”
3- Sağ el ile buruna üç kerre su verip, sol el ile sümkürülür. Buruna su verirken:
Allahümme erihnî râyihatel cenneti verzüknî min ni’amihâ. Ve lâ türihnî râyihaten-nâr.
4- Avuçlara su alıp, alından çene altına, şakaklara kadar yüzü yıkarken şu düâ okunur:
Allahümme beyyid vechî binûrike yevme tebyaddü vücûhü evliyâike ve lâ tüsevvid vechî bi zünûbî yevme tesveddü vücûhü a’dâike.
5- Sol el ile, sağ kol dirseğe kadar (üç def’a) yıkanırken:
Allahümme a’tınî kitâbî biyemînî ve hâsibnî hisâben yesîren, düâsı okunur.
6- Sağ ile sol kol (üç def’a) dirsek dâhil yıkanırken:
Allahümme lâ tu’tinî kitâbî bi şimâlî ve lâ min verâi zahrî ve lâ tühâsibnî hisâben şedîden, düâsı okunur.
7- Her iki kolu yıkadıkdan sonra, elleri tekrâr yıkar ve o yaşlıkla başı mesh ederken:
Allahümme harrim şa’rî ve beşerî alen-Nâr. Ve ezıllenî tahte zıllî arşike yevme lâ zılle illâ zıllü arşike,düâsı okunur.
8- Dahâ sonra sağ ve sol elin şehâdet parmakları ile iki kulağın deliklerine su verirken baş parmaklar ile kulakların arkası mesh edilir ve:
Allahümmec’alnî minellezîne yestemi’ûnel-kavle fe yettebiûne ahsenehû, düâsı okunur.
9- Ellerin dış yüzü ile enseyi mesh ederken:
Allahümme a’tık rakabetî minen-Nâr, düâsı okunur.
10- Boynu mesh etdikden sonra, sol elin küçük parmağı ile, sağ ayağın küçük parmağından başlıyarak, ayak parmaklarının arasını hilâllemek sûretiyle, topuklarla birlikde, sağ ayağı üç def’a yıkarken:
Allahümme sebbit kademeyye ales-sırâtı yevme tezillü fîhil-ekdâmü, düâsı okunur.
11- Sol ayağı üç def’a yıkarken, ayak parmaklarının arasını küçük parmağı ile bu sefer baş parmakdan başlıyarak, küçük parmağa doğru, ayak parmaklarının arasını hilâllemek sûretiyle topuğu ile birlikde yıkarken:
Allahümme lâ tatrud kademeyye ales-sırâti yevme tatrudü küllü akdâmi a’dâike. Allahümme’c-al sa’yî meşkûren ve zenbî mağfûren ve amelî makbûlen ve ticâretî len tebûre, düâsı okunur.
Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” buyuruyor ki, “Her kim abdest aldıkdan sonra, gök tarafına bakıp, şu düâyı okursa, Sübhânekellahümme ve bihamdike, Eşhedü en lâ ilâhe illâ ente vahdeke lâ şerîke leke estagfiruka ve etûbü ileyke eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdüke ve Resûlüke, Allahü teâlâ hazretleri, o kimsenin günahlarını afv eder ve kabûl imzâsıyla tasdîk edip, Arş-ı a’lânın altında muhâfaza eder. Kıyâmet gününde bu düâyı okuyan şahs gelip, o sevâbın ecrini alır.”
Bir hadîs-i şerîfde: “Her kim abdest aldıkdan sonra “İnnâ enzelnâhü” sûresini bir kerre okursa, Allahü teâlâ hazretleri, o kimseyi sıddîklardan yazar. İki kerre okursa, şehîdlerden yazar. Üç kerre okursa Peygamberler ile haşr olur) buyurdular.
Yine bir hadîs-i şerîfde: “Her kim abdest aldıkdan sonra, benim üzerime on kerre salâtü selâm getirirse, Allahü teâlâ hazretleri, o kişinin hüznünü giderip mesrûr eder, düâsını kabûl eder; buyurdular.
Abdest alırken bilmiyenler, abdest düâlarını okumasa da olur. Fakat kısa zamanda ezberlemeli ve abdest alırken okumalıdır. Çok sevâbdır. Abdestin sonuna doğru veya abdesti bitirdikden sonra: “Allahümmec’alnî minet-tevvâbîn, vec’alnî min-el-mütetahhirîn, vec’alnî, min ibâdik-es-sâlihîn, vec’alnî minel-lezîne lâ havfün aleyhim ve lâhüm yahzenûn” düâsını okumak çok sevâbdır.
Abdest düâlarını bilmeyen, her uzvu yıkarken “Kelime-i şehâdet” okumalı, büyük sevâba kavuşmalıdır.
Çarşamba, Eylül 3, 2008 | Kategori:DUA
| (0)
Yorum yaz!
Baglanti
DUA(vikipedi)
Dua yakarış manasına gelen Arapça kökenli sözcük.
Tanrı'ya yalvama, yakarış için söylenen dinî metin.
Bir veya birkaç cümleden oluşabileceği gibi uzun bir metin de olabilir.
Ayrıca çeşitli bedensel hareketler de içerebilir.
Dua özellikle tektanrılı dinlerde çok önemli bir yere sahip olsa da,
çoktanrılı dinlerde çok çeşitli dua formları görülebilir.
Tektanrılı dinler için İbrahimi dinler olarak tanımlanabilecek
üç semavi dinin (Musevilik, Hristiyanlık, İslamiyet) kendi içlerinde
benzeşen ve diğer tektanrılı dinlerden bazı noktalarda farklılaşmış
bir dua kavramı ve anlayışı vardır.
Dua Bir çağrı,bir yakarış ve küçükten büyüğe, aşağıdan yukarıya,
arzdan, arzlılardan semalar ötesine bir yöneliş, bir talep, bir niyaz ve bir iç dökmedir.
Bu makalede genel olarak Dua kavramı incelenmiştir.
Bazı büyük dinlerdeki dua anlayışı kısaca açıklanmıştır.
Her dinin detaylı olarak duaya bakış açısı ve özel formdaki duaları
hakkında bilgi için lütfen o dinin makalesine bakınız.
İslam dininde dua
İslam dininde dua; "bir kimsenin kendisi veya başkası
hakkında bir dileğine bir arzusuna kavuşması için Allah'a yalvarması"
olarak tanımlanabilir.
Duanın mahiyeti ve önemi İslam dininin kutsal kitabı olan
Kuran-ı Kerim'de ve hadislerde de (İslam'da peygamber
Muhammed'in sözleri) belirtilmiştir:
- "Bana (halis kalb ile) dua ediniz. Duanızı kabul ederim."
- (Mü'min sûresi: 60)
- "Mü'minin din kardeşi için, arkasından yaptığı hayır dua kabûl olur.
Bir melek, "Allahü teâlâ, bu iyiliği sana da versin! Âmin" der. Meleğin
duası red edilmez." (Hadîs-i şerîf-Riyâz-üs-Sâlihîn)
Kuran'da ve hadislerde çeşitli yerlerde sadece iyi yürekle yapılan duaların kabul edileceği belirtilmektedir. Bir çok tanrıbilimci ve klasik islam alimlerine göre İslam'da önemli bir yer tutan "namaz" da bir tür dua biçimidir.
Çarşamba, Eylül 3, 2008 | Kategori:DUA
| (0)
Yorum yaz!
Baglanti

Son Yorumlar
süper